
23-28 Ekim 2025 İran gezimizin Hamedan’dan sonraki ikinci durağı Kirmanşah idi ama burada bir gece kalıp Zagros Dağlarına geçtik ve dönüşte tekrar Kirmanşah’a geldik. Boylerce bu yılki gezimizin üçüncü ve son ayağı olan Kirmanşah-Hürremabad programını bitirmiş olduk.
Gezimiz boyunca toplam 3200 km. yol aldık ve sonunda bir sonraki yılın gezi programını da planlamış olduk. 2026 yılı gezimiz, Bender Abbas, Kış adası, Hürmüz adası ve Çabahar olacak. Buralar, Basra Körfezi kıyısı olup İran’ın en güneyinde yer alır. Bu bölgede Ekim ayında bile sıcaklık 35-40 derece civarında olduğundan Ekim 2026 olan programımızı Aralık-2026 olarak değiştirdik.

KİRMANŞAH
Burası, İran’ın batısında Kirmanşah Eyaleti’nin merkezi olan şehirdir. Zağros sıradağlarının kuzeybatı kesiminde ki eteklerinde kurulmuştur. Sasaniler tarafından kurulan şehir, adını Sasaniler devrindeki Vali IV. Behram’ın unvanı olan Kirman Şah’tan almıştır.
Kirmanşah eyaleti, Sasani döneminde diğer tüm dönemlerden daha fazla özel bir prestij ve refaha sahipti. Bu bölge her zaman Sasani prenslerinin ilgisini çekmiş ve başkentleri Ktesifon’a (Araplar Medain diyor) yakınlığı nedeniyle yazlarını bu bölgede geçirmişlerdir. Ayrıca bölge, Ahameniş döneminde, Hamedan-Ekbatan’ı Babil’e bağlayan kraliyet yolunun üzerinde bulunduğundan önemini hep korumuştur. Ahamenişlerin ortadan kalkmasının ardından, Partlar ve Selukuslar döneminde bugün Kirmanşah’a bağlı Bisutun, imparatorluğun en önemli merkezlerinden biri olarak kabul edilmiştir. 16. yüzyıldan sonraki dönemlerde Necef ve Kerbelâ’ya giden Şiî hacıların buradan geçmesi de şehrin ekonomik gelişmesine katkıda bulundu.

Hamedan’da programımız bittikten sonra akşam Kirmanşah’a geldik. Arkadaşlar eski bir konaktan dönme bir butik otelde rezervasyon yapmıştı, iyide olmuş. Hamedan’daki eski hamamdan dönme restoran gibi burayı da çok sevdik. Ortada küçük havuzu olan bir avlu ve avlunun etrafında iki katlı bina. Giriş katı lokanta, mutfak resepsiyon türü şeyler, üst katta ise odalar var. Odalarda numara yok onun yerine antik çağdaki İran şahları isimleri yazılmış. Mesela benim kaldığım odanın ismi, Şapur’du. İran’da bu isimde şehirlerde var; Nişabur, Cündişapur ve Bişapur gibi. Hava iyi olduğundan akşam avluda çay içtik, sabah kahvaltısını da aynı yerde yaptık.

Bisutun
UNESCO Dünya Miras listesindeki Bisotun, Zagros Dağları’nda yer alan İpek Yolu’nun önemli bir simgesidir. Bisotun tarihi kompleksi, tarih öncesi yerleşim yerlerini, Med mezarlarını, Ahameniş kabartmalarını, Part anıtlarını, Herkül heykeli ve Sasani kalıntılarını kapsamaktadır. Ayrıca Safevi döneminde kalma kervansarayda hemen bu tarihi alanın yanında olup bugün otel olarak kullanılmaktadır.
I. Darius’un Kaya Kabartması

Bisutun’daki en önemli eser şüphesiz I. Darius tarafından dağın uçurumuna yapılan kaya kabartmasıdır. Darius’un hükümdarlığının ilk yıllarında (MÖ 520-518) yapılmış olan bu anıt, çivi yazısıyla Eski Farsça, Elamca ve Babilce olmak üzere üç ayrı dilde yazılmıştır. Yazıtın ilk bölümünde Darius, kendini ve hanedanını tanıtmakta, ardından isyancı Gaumata’yı nasıl yendiğini ve tahtı nasıl kazandığını anlatmaktadır. Sonunda, kabartmaya zarar vermeye çalışanları lanetlemektedir. Bu yazıt, tüm antik Yakın Doğu’yu anlamak için en önemli belge ve anahtardır. Daha da önemlisi o gün Ahamenişler’in neye inandığını da göstermektedir.

Darius’un isyancılardan Gaumata ve dokuz bölgenin kralına karşı kazandığı zaferi temsil eden anıtsal kabartmanın detayına gelince; esirler kralın önünde dururken, liderleri Gaumata Darius’un ayakları altında yere serilmiş ve teslimiyet işareti olarak ellerini kaldırmıştır. Kabartmanın üst kısmında Faravahar’ın (Tanrı Ahura Mazda’nın sembolü) Darius’a güç yüzüğünü bahşettiği ve Darius’un saygı işareti olarak sağ elini kaldırdığı bir figür temsil edilmektedir.
Herkül Heykeli

Alandaki bir diğer eser ise Seleukoslar Döneminden (MÖ 312-129) kalma Herkül Kabartması.Bu kabartma, en bilinen Yunan kahramanı Herkül’ü, kıvırcık saçlı ve sakallı, aslan postu üzerinde çıplak olarak tasvir eder. Sırtında, duvara oyulmuş bir zeytin ağacı ve ağacın üzerinde oklarla dolu bir sadak asılıdır. Ağacın yanında bir de sopa bulunur. Herkül’ün başının arkasında, Yunan tapınağı benzeri bir çerçeveye sahip, pürüzsüz bir yüzeye yedi satırlık eski Yunanca bir yazıt bulunur. Bu yazıta göre anıt, MÖ 148’de, Selekuslar’ın Part İmparatorluğu’na karşı kazandığı zafer sırasında yapılmıştır.
Şah Abbas Kervan Sarayı

Bu alanda birde 16.yy.’da Safevi Şahı I. Abbas tarafından yapılmış bir Kervan Sarayı var ki şu an otel olarak kullanılıyor. İyi korunmuş olan bu yapı, İran kervansaraylarının bir prototipidir. Bisutun Kirmanşah’a yaklaşık 40 km. mesafede olduğundan otel gerçekten konaklamak için çok ideal bir yer. Amir Bey’e sordum buradan haberin yok muydu? Meğer haberi varmış yorumlarda pis su sisteminde problem varmış koku geliyor, ondan dolayı düşünmemiş. Aslında gezinin konseptine en uygun otellerden birisiydi, bazı şikayetleri görmezden gelebilirdik.

Taq-ı Bostan
Kirmanşah şehir merkezine 5 km. uzaklıktaki Taq-ı Bostan, Sasani (MS 224-651) İran’ının hatırası olarak günümüze kalmıştır. Burası, Batı İran’ın en ünlü tarihi yerlerinden biri olup Sasani kralları tarafından bırakılan kaya kabartmaları, revaklar ve yazıtlardan oluşan bir koleksiyondur.

MS 9. yüzyıldan itibaren, tarihi metinlerde Taq-i Bostan anıtlarına atıflar bulunmaktadır. İran’ın Fars eyaletindeki anıtlar, Sasani hanedanının ilk anıtlarını tasvir etmektedir. II. Şapur (MS 309-379) ve halefleri döneminde yaşanan siyasi ve dini değişimlerin ardından Taq-ı Bostan daha önemli bir konuma geldi. Dolayısıyla burası Sasani İmparatorluğu’nun sonraki dönemlerinde inşa edildi.
Kaçarlar’ın (1794-1925) İran milliyetçiliğinden sonra Taq-i Bostan alanı bir kez daha ilgi odağı haline gelmiştir. Büyük Revaka ilave bir kabartma ile bu alanın yakınına bir köşk ve havuz yapılması bu döneme aittir.
Taq-ı Bostan’daki tarihi eserler üç bölümden oluşur. Bunların birisi kayaya oyulmuş kabartma, diğer ikisi ise tamamen kayadan oyulmuş revaklardır.
Büyük Revak

Kompleksin büyük kemeri, aynı zamanda büyük revak olarak da bilinir. II. Hüsrev’in MS 590-628 yılları arasındaki saltanat dönemine aittir. Bu kısmın en önemli sahnesi II. Hüsrev’in tahta çıkışı. Burada II. Hüsrev, sağ tarafında kurdeleli tacı ona emanet eden büyük Tanrı Ahura Mazda ve sol tarafında da onu kutsayan Tanrıça Anahita arasında duruyor. Burada ilginç bir detay ise Anahita’nın bir eliyle kutsarken diğer eliyle de yere su dökme sahnesi. Bu sahnenin hemen altında ise kralı temsil eden zırhlı bir atlı yer alıyor.

Yan iki duvarda ise kraliyet av alanlarını gösterilmektedir. Sağ duvarda ceylan avı, sol duvarda ise fillerle çıkılmış domuz avı resmedilmiş. Sol taraftaki duvarın üst kısmında Kaçar dönemine ait bir kabartma yer almaktadır. Bu sahnede, bir Kaçar valisi, prensi ve tahtta oturan Feti Ali Şah var.
Küçük Revak
Taq-ı Bostan’daki küçük revakta, MS 383-388 yılları arasında iki Sasani Şahı figürü ve onları tanıtan iki yazıt bulunmaktadır. Orta Farça-Pehlevi yazısıyla yazılmış yazıtlar, şahların her birinin yanında yer alır ve soyağacını içerir. Bu yazıtlar, soldaki figürün III. Şapur, sağdakinin ise babası II. Şapur olduğunu belirtir.
II. Ardeşir Kabartması
Kompleksin en sağındaki eser ise, dikdörtgen bir panel üzerinde Sasani Şahı II. Ardeşir’in (MS 379-383) taç giyme törenini ve zaferini tasvir eden bir kabartmadır. Bu kabartma diğer ikisinden daha eski tarihlidir.

Kabartmanın içeriği şöyle; II. Ardeşir ortada zafer edasıyla taç giyme yüzüğünü almak için sağ elini uzatırken sol elini kılıcının kabzasında tutmaktadır. Sağ tarafta şaha kurdeleli bir yüzük sunan yüce Tanrı Ahura Mazda var. Solda ise Güneş tanrısı Mithra, elinde kutsal bir asa ile lotus çiçeğinin üzerinde durmaktadır. Mithra, başının etrafındaki ışınlı hale ile şahtan ve Ahura Mazda’dan farklıdır. Ahura Mazda ve şahın ayaklarının altında yüzüstü yatan dördüncü bir figürse Roma İmparatoru Julian’ı temsil ediyor.
Bu bölgeyi gezerken küçük bir olayda yaşadık. Büyük revak diye adlandırılan en soldaki eserin yan duvarların da bazı sahneler var ve uzaktan fark edilmiyor. Çıkmak yasak yazısı var ama bir engelde konulmamıştı. Ben oraya çıktım arkamdan iki kişi daha çıktı. İki kişi fotoğraf çekiyorlardı biraz onları bekledim. Sonra ben video çekmeye başladım. O sıralarda bir adam bağırıyordu, arkadaşım Amir Bey inmem gerektiğini görevlinin uyardığını söyledi ama birazdan inerim diye çekime devam ettim sonra da indim. Adam baya kızgındı ve yasak yazısı var orada neden çıktı ki deyince bizim arkadaşta, o Türkiyeli oradaki yasak yazısı Farsça onu bilemez ki dedi ama görevli bizi girişteki polis kulübesine getirdi. Kulübedeki görevli kamera görüntülerini bize gösterdi ve bu görüntüler merkeze de gidiyor onun için arkadaşın telefonunu aldı ve bir iki görüntüyü sildi. Sonrada sildiklerimi tekrar geri alırsın dedi. Aslında benim telefonumu alması gerekiyordu ama öylesine göstermelik bir işlem yaptı.
HÜRREMABAD
İran’ın Luristan Eyaleti’nin yönetim merkezi olan Hürremabad, Zagros Dağları’nın bulunduğu engebeli bir arazide kurulmuştur. Bölgenin etnik yapısında, çoğunluğu Lurlar oluşturur ve İrani bir dil olan Lurca’yı konuşurlar.
Bugünkü Lurlar, İranî kavimlerin gelişinden önce bölgede yaşayan mahallî toplulukların Persler’den itibaren yavaş yavaş İranileşmesi ve zamanla bölgeye göç eden Kürt, Türk, Arap asıllı topluluklarla karışması neticesinde ortaya çıkmıştır. Lur adının kökeni bazı halk rivayetlerinde Zagros sıradağları üzerinde yer alan Lur mevkiine bağlanmıştır. Böylece Lur coğrafî adının, zamanla topluluğu ifade ettiği anlaşılmaktadır.

Hürremabad zengin bir tarihe sahiptir ve antik çağlardan beri yerleşim görmüştür. Sasani döneminde Hürremabad önemli bir tarım ve ticaret merkeziydi ve Sasani ordusu için bir askeri üs olarak hizmet veriyordu. İlhanlı hanedanlığı döneminde tekstil ürünleri ile tanınan şehir, Safevi ve Kaçar dönemlerinde önemli bir ticaret merkezi olmaya devam etti.
Gezimizin son ayağı Hürremabad’tı, buradan sonra arkadaşlar Tahran’a havalimanına beni bıraktılar. Burası gezi boyunca da en kısa kaldığımız yerdi. Gezeceğim yerlere çalışarak gidiyorum ama yaşayan halklar hakkında İran’da anlatılan hikayeleri pek bilmiyorum. Bu konuda en zengin malzemenin bulunduğu yerlerden biriside Hurremabad’ın da içinde bulunduğu Luristan olduğunu anladım. Yarım günlük gezi boyunca bende dört ayrı olaya şahit oldum fakat arkadaşlar Lurlar hakkında anlattıklarını dinlemeseydim öylesine rastladım diye düşünürdüm.
Hürremabad’a daha henüz girerken hemen yolda önümüzde birisi karşıdan karşıya oynayarak geçiyordu. Hemen arkadaşlar bana, çok sevimli değil mi dediler. Sonrada Lurlar hakkında anlatmaya başladılar. Bunlar çok iyi taş atarlarmış hatta İran-Irak savaşında taşla uçak düşürmüşler türünden mizahi hikayeleri de varmış. Yine taşla ilgili bir başka anlatıda, yoldaki trafik tabelalarında taş resmi varsa, yolda elinde taş olan bir Lurlu vardır kaçın demekmiş.
Hürremabad’ta gezeceğimiz kalenin hemen yakınında bir otoparka arabayı çektik. Otoparkın kapısı açık küçük kulübesinde yerde yatan genç otoparkçı hiç istifini bozmadan arkadaşlara oradan seslendi sarı çizgiler arasına arabanızı çekin diye. Programımız bittikten sonra arabamızı otoparktan almaya geldiğimizde de otoparkçı hala yatıyordu. Arkadaş ona iyi bir lokanta bilip bilmediğini sordu, o da adres vermeden önce “varımdır” yani özgüvenli bir şekilde ben bilirim manasında bir ifade kullandı. Sonrada adres tarif etti, ardından benim ismimi verin, yemeğinizi yiyin ve rahat edin dedi.
Otoparkçının tarif ettiği lokantayı ararken bir dükkânın önünde oturan bir adam bana ciddi ciddi bir şeyler söyledi. Ben anlamadım ama herhalde nerden geldiğim hakkında konuştuğu düşündüm. Arkadaşlar gülerek “ne kadın gibi yumuşak ayakkabı giyiyorsun, erkek gibi sert ayakkabı giysene” dediğini söyledi. Ben şaşırdım adam beni hiç tanımıyor, Amir Bey bunlar saftır, kötü niyetli insanlar değildir dedi. Yani üsluba takılmazsak iyi niyetli bir uyarıymış.
Saat 15:30 suları olduğundan bazı lokantalarda yemek kalmıyor. Bize önerilen ilk yerde yemek bitmişti, ikinci bir yere yani kebapçıya geldik. Zaten gezi boyu hep et yedik. Uyarmadığın sürece yemeklerin yanında her zaman safranlı pilav gelir. Kebapları yapan ocakçı beyaz önlük de giymiş ama garip hareketlerde yapıyordu. Ellerini omuzuna koyup kaldırıyordu, ben spor yapıyor sandım. Arkadaşlar bir şey demedi ya fark etmedi ya da ilgilenmediler.
Yemek sonrası havalimanına doğru yola çıktığımızda arkadaşlara kebapçının garip hareketlerini sordum, onlar gülmeye başladı ve Lurlu bunlar, bunlara normal, görmedin mi kısa sürede kaç farklı olay yaşadık dediler. Sonra Amir Bey özetledi; Lurlular saf, temiz ve sevimli insanlardır. Politika hiç bilmezler akıllarına nasıl gelirse öyle dümdüz konuşurlar. Belli ki Lurlular sadece konuşmaların da değil hareketlerinde de serbestler.
Yıllar önce Cem Yılmaz’la yapılmış bir program aklıma geldi. Programı yapan Cem Yılmaz’a Trabzon turnesini soruyor, oda yaşadığı bir olayı anlattıktan sonra Trabzon’da bir komedyene ihtiyaç olmadığına karar vermiş ve bir daha turne için gitmediğini söylemişti. Ben Trabzonluyum, bizim orada komedi hayatın akışına uygun ama gerçekten Luristan’da şaşırtacak derecede bu tür malzeme çok daha zengin ve renkli.
Falak-ül Aflak Kalesi
Kale, çok iyi korunmuş ve şehre hâkim bir tepe üzerinde olduğundan bizim gibi birçok kişiyi cezbediyor. Hürremabad’ı bu gezi programa dahil etmemizin yegâne sebebidir diyebilirim.

Kale ilk Sasaniler tarafından inşa edildi ve adı Şapur Hasad idi. Mevcut yapı ise Kaçar dönemine (19. yüzyıl) ait olup Falak-ül Aflak ismini aldı. Düzensiz sekizgen planlı 5300 metrekarelik bir alana sahip olan kale, bugün şehir merkezinde Hürremabad Vadisi’ne bakan bir tepenin üzerinde yer almaktadır. Mevcut yapı, tarih boyunca birçok kez restore edilmiş ve şu anda iki avlu, hamam, su kuyusu, acil kaçış yolları, rüzgâr toplayıcı kalıntıları, 8 kule, ofisler ve askeri alanlar içermektedir.

Kale, zaman zaman hapishane, hazine dairesi ve saray olarak da kullanılmıştır. Bugün ise hem ziyarete açık hem de müze olarak kullanılıyor. Müze’de bizim en çok sevdiğimiz bölüm ise geleneksel yaşamı sergileyen bölüm. Burada, geleneksel kıyafetler içinde pazar, düğün ve normal hayat sergilenmiş.
Gezilebilecek Diğer Yerler
Hürremabad bizim Ekim 2025 tarihli gezimizin son durağıydı. Burada biz sadece Falak-ül Aflak Kalesini programımıza almıştık. Bunun haricinde aşağıdaki yerlerde ziyaret edilebilir.

- Tuğla Minare: 10. yüzyılda kalma bu minare, Felekü’l-Eflak Kalesi’ne yakındır ve kervanların karanlık gecelerde yollarını bulmalarına yardımcı olmak için inşa edilmiştir. Uzun mesafelerden görülebilen minarenin gecede kolay görülebilmesi için tepesinde ateş yakılırmış.
- Zagros Kapısı: Sasani dönemine tarihlenen ve antik Pers mimarisinin bölgede kalan örneklerinden biri olan tarihi bir anıt.
- Alişah Kalesi: Selçuklu döneminden kalma tarihi manzaralı bir kale.
- Geleneksel Çarşı: Şehrin zengin kültürel mirasını sergileyen, Batı İran’daki en büyük ve en önemli çarşılardan biri.
- El Dokuması Tekstiller: Hürremabad, yüksek kalitesi ve karmaşık tasarımlarıyla tanınan Luri halıları ve kilimleri gibi el dokuması tekstil ürünleriyle ünlüdür.
Kaynakça
-Marcel Bazin, Kirmanşah, TDVİA 26. Cilt, Ankara 2002, s. 66-67.
– Osman Gazi Özgüdenli, Lurlar, TDVİA 3. Baskı EK-2, Ankara 219, s.161-16.
– https://gezekalin.com/2022/06/17/tum-cekincelerinizi-bir-kenara-birakin-iran-gezi-yazisikirmansahdan-ahvaza/
– https://irannegintravel.com/iran-highlight/kermanshah-bisotun
– https://irannegintravel.com/iran-highlight/taq-bostan
-https://www.eurostaryurtdisiegitim.net/hurremabad/
