İran Mollaları

İran Mollaları Hakkında Bazı Gözlemler

İran Sünniliğin önemli merkezlerinden bir yer idi. Sünni alemin en büyük alimlerinden kabul edilen İmamı Gazali Tus– İranlıdır.  Selçuklu devleti İran da kurulmuş ve onun İranlı kudretli veziri Nizamülmülk döneminde dünyanın ilk devlet üniversite kompleksi olarak bilinen Nizamiye medreseleri açıldı. Sünniliğin entelektüel birikimi bundan sonra yüksek seviyeye ulaştı.

Şia, Safevi devri öncesi dönemler de Kaşhan, Kum, Rey, Meşhed ve civarında yoğunluktaydı. Yani %65 Sünni %35 Şia gibi yaklaşık bir dağılım sahipti. Safeviler, 16. Yüzyılın başında Türkmenler tarafından İran coğrafyasında Tebriz başkent yapılarak kuruldu. Büyük bir Sünni kıyımı yapılarak yaklaşık 250 yıllık bir süreçle bugünkü haline geldi. Bu meyanda Safevileri ayrı başlıkta incelemek lazım.

İran Şiası’nı, Safevi öncesi, sonrası ve devrim sonrası olarak ele alınmasının meseleyi anlamada daha verimli olacağı kanaatindeyiz. Bu konularda çok kitaplar yazıldı. Diyanet Vakfının hazırladığı İslam Ansiklopedisinde; Caferi’ye, İmamiye, İsna-i Aşeriye ve Şia başlıkları altında özet bilgilere ulaşılabilir.

Yukarıda kısa açıklamalardan sonra başlıkta zikredildiği şekliyle İran mollalarına geçebiliriz ki, Irak Mollaları hakkında bir değerlendirmemiz yok. Bundan sonra mollalar ifademizde İran mollaları anlaşılmalı. Mollalar hakkındaki mülahazalarımız, görüştüğümüz üç ayrı tip Molla’yı kapsar ki, ileride daha çok molla ile görüşülüp yeni ilaveler ve revizeler olabilir.

Mollalar sevilse de sevilmese de İran da bir realitedir. 2010 yılından beri sık, sık İran ziyaretlerim oldu ki, yaklaşık 25- 30 şehri kapsamaktadır.  Bu süre zarfında ve bölgelerde karşılaştığım insanlar arsında Molla ve rejim hakkında müspet konuşan kimse ile karşılaşmadım. Değişik zamanlarda İran hakkında konuşmalarımız oluyordu ama Mollalar hakkında malumatlarımız İran halkının beyanatları kadardı ki meseleyi anlamaya yetmiyor. Sadece bu meselede halkın bakış açısını gösteriyordu.

Mollaların yetiştiği medreseler (Havza) Kum şehrindedir.  Mollalar tek tip olmayıp yetiştikleri medrese ve Mercilerin anlayışına göre farklı ekollere sahiptir. Bugün bizim yönetimde gördüğümüz mollalar sağcı ve rejim yanlısı gurubuna giriyor. İranlıların tabiriyle solcu mollalarda var ki onlar bugünkü rejimi tasvip etmiyorlar ve hataların bilgisizlikten ve kanunlara uyulmayıp şahısların gücüyle hareket edildiğine kaniler. Sağcı mollalar ise özellikle rejim yanlısı olanlar var olan problemlerin Amerika ve İsrail kaynaklı olduğu, içerdeki muhalefetin ise eski Şah rejimine bağlı olanların fitnesi olarak görüyorlar.

İlk görüşmem sağcı ve devlette vazifeli bir molla ile evinde oldu. Mütevazi bir ev ve aynı mütevazilikte bir molla.  Sorularım, İran halkıyla mollaların arasındaki uçurum ve halkın hemen herkesin fark edebileceği molla düşmanlığı üzerine idi. Genel yapının öyle olmadığını olanların eski şah kalıntıları olduğunu savundu. Bugünkü durumun mesulü kendilerinin değil, devrimin akabinde kendi kusurları olmayan ve diğer bütün Arap devletlerinin, Amerika ve İsrail desteğiyle 8 yıl devam eden İran- Irak savaşının sonuçları ve arkasından Amerika ve İsrail organizasyonuyla bugünlere gelinen ambargonun tesiri olarak görüyorlar. Suriye meselesini de aynı zaviyeden değerlendirdiler. Halkın %60 oranında rejimi desteklediklerini, Şah dönemine nazaran Halkın dini anlayışının daha iyi durumda olduğu kanaatindeydi.  Her türlü olumsuzlukların sorumluluğunu Amerika, İsrail ve Siyonizm’ ile izah etmeye çalıştı.

Sahabe ile ilgili sorularımda saygılı üslup kullandı ve Sünnilikle Şia arasında problemlerin radikal kesimlerin görüşlerinin genele mal edilmesi idi. Bu şekilde ifade, Abdülbaki Gölpınarlının tasavvuf adlı eserinde de var. Ali Şeriati’nin, Safevi Şiası ve Ali Şiası ayrımına nasıl baktıklarını sorduğumda, bunun doğru olduğunu ve Safevi Şiası’nın tamamen siyasi anlayışla ortaya çıkmıştır. Bugün Türkiye’den görülen manzaranın o dönemin kalıntısı olduğunu söyledi.

Muta (siga) meselesine gelince, bu nikah türünün dini olduğunu ve Hz. Ali’nin, Hz. Ömer mutayı yasakladı ve zina arttı sözünü hatırlattı.  Yakınının böyle bir iş yapması hakkında ki düşüncesini sormama, doğrudan cevap verdi, kızım böyle bir şey istese bekar ise müsaade etmeyiz diğer türlü yani dul ise, Allah’ın serbest bıraktığını kendileri nasıl yasaklar.

İmametin Ehli Beyt ile devam etmemesinin, onları siyasetin kötü uygulamalarından korunduğunu ve o neslin tarih boyu pak ve temiz kalmasını sağladığı (Bediüzzaman Said Nursi’ye göre) görüşüne katılmadı ve eğer imamet Ehlibeyt imamları ile devam etse idi dünya ya adaletin hâkim olacağına inandıklarını ve Şia dışındaki yazarlardan da misal verdi. Sağcı mollalar fıkhı olmayan sorularda ekseriyetle Amerika ve İsrail ile cevap vermeye çalıştı. Sık sık ifadelerini doğrulatmak için Sünni kitapları referans gösterdi. Ayrıca bazı kitapları referans verip, bunları kim okursa ikna olacağını ve her şeyi anlayacağını savundu. Doğrusu iki sağcı mollayla görüştüm ve çok bir kanaat edinemedim. Bizim çarşıda pazarda gördüğümüz manzara ile onlarınki örtüşmüyordu.

Üçüncü olarak ta solcu (İranlıların tarifi bu bende o tarife sadık kalıyorum) molla ile görüştüm ki son derece benim için verimli bir görüşmeydi. İrşat dairesinde çalışıyordu ve görüşme de onun bürosunda gerçekleşti. Sohbet buyunca espriler havada uçuşuyordu. O da diğer mollalar gibi Sahabeler ile ilgili problemin olmadığını Osman ve Ebubekir isimlerinin Safevi dönemi problemi olduğunu ve Safevi Şiası’nın siyası yapısından dolayı düşman bir cephe oluşturduğunu, Hz. Ömer ile ilgili meselenin İranlı’lık ile ilgili olup, Şia’nın problemi olmadığını, İran eğer Hz. Ali devrinde Araplar tarafından fethedilseydi aynı duygular Ona beslenecekti. İran medeni bir devletti ama Araplar bedevi olduğundan, onların Fethi’ni hazmedilemediğini birde o dönemde yapılan zulüm ve insanların köle edilmesinin İran’ın kaldıramayacağı bir olaydı. Ayrıca uzun süren Bizans savaşlarında tarzın farklı olduğunu ve kabullenilebileceğini, denk medeniyetlerin uygulamaları anlayışı hakimdi. Hz. Ömer’in öldürüldüğü gün bugün bile İran da sevinçle karşılanıyor ama devletçe kutlanmıyor. Şah döneminde kutlamalar dar kapsamlarda yapılırdı.

İranlıların genel kanaati mollalar İran’ı Araplaştırmaya uğraştığı fakat solcu mollaya göre bu mesele sağcı mollalara atfedilebilir onlara değil. Hatta Ebul Said Ebul Hayr’ın İlk Farsça hutbe okumasını takdirle anlattı. Irak Şia’sı ile kendileri arasında ki farkların bir kısmının coğrafya ve hitap ettiği topluluktan kaynaklandığını, Iraklıların Arap etkisi altında olduğunu, anlayışlar da buna göre şekillenmiştir.

Tasavvuf ile ilgili problemlerin yine Şia’dan kaynaklanmadığını Fakihlerden kaynaklandığını, kendisi Mevlâna üzerinde çalışmalarını gösterdi. İran’daki tasavvuf müktesebatının kurumasının sebebinin Safevi Şia’sının uygulamasından kaynaklanmıştır. Fukaha ile mutasavvıfların ihtilafı Şia’ya has bir tutum değil Sünniler için de geçerli olduğunu iddia etti. Ama bize göre ehlibeyt imamlarının eski tasavvuf büyükleri hakkında çok sert ifadeleri var.

Velayeti fakih meselesinde Kum medreselerinin farklı görüşte olup 19 yüzyılda da dillendirilen mesele Humeyni ile olgunlaştı ve bugünkü rejim doktrinini bunun üzerine kurdu. Ayetullah Şeriat Medari Velayet-i Fakih meselesine karşıydı ve siyasetin içine girmeden dışarıdan etkili olunması kantindeydi ki solcu mollaların genel görüşü bu. Sağcı mollalar ise Şeriat Medari’nin, Velayeti Fakih gibi yüksek bir doktrini kavrayamadığını söylediler.  Görüştüğüm Solcu mollanın bu meselede doğrudan görüşünü öğrenemedim fakat idareyi maslahatçı cevaplar verdi. Irak mollalarının İran da ki rejimin aksine Velayeti Fakihi kabul etmediğini söyledi.

Solcu molla, rejimin aksaklıkları ile alakalı kusurları tamamen mollaların bilmediği ve tecrübesi olmadığı devlet yönetmedeki hatalardan kaynaklandığını. Kanun gücü yerine Şahısların güçleri ile iş yapıldığını ve bunca yıl geçmesine rağmen durumun bu şekilde devam ettiğini, devletin kurumsallaşması yerine şahısların otoriterleşmesi meyanında sözler sarf etti.

Solcu molla muta meselesine fıkhı açıdan bakmadı, içtimai hayat zaviyesinden değerlendirdi.  Düz yol değil fakat istismar konusu olan bir meseleyi daha az istismarla önleme olarak izah etti. Sağcı mollaların baktığı gibi bakmadı. Hz. Ali devrinde var mı soruma ise o devirde cariye müessesesinden dolayı gerek olmayabilir. Kendi ailesinin böyle bir işi yapmasını kabul etmeyeceğini çünkü düz yol olmayıp istismarcı insanlar için kullanılan yol olduğunu ayrıca, AİDS gibi hastalıklarında hesaba katılması gerektiğini söyledi.

Mehdi meselesinde ise espriler havada uçuştu. Mehdi’nin şahıs olmak zorunda olmadığını ve Mehdi’nin atın, merkebin üzerinde veya belirli mescitler de gelme meselelerini hafife aldı. Arabistan’a gelen mehdinin İran da ne işi var. Hem mehdi bizim buralar gibi kıraç yerlere neden gelsin, hatta esprili olarak da ben olsam Avrupa ya gelirdim dedi. Ayrıca bana dedi ‘ki eğer Mehdi Türkiye ye gelirse, İran’a gelmesine gerek yok biz buradayız. Sağcı mollalar ise mehdi meselesini ve kimin mehdi olduğu ile ilgili delilleri Hadislere kadar dayandırdılar.

Örtü (hicap) ile ilgili bütün izahları da esprili idi. Kendilerinin erken dönemde geldiğini onların döneminde kadınların örtüsünden dolayı bir şey görmediklerini gelinen noktanın ortada olduğunu olanın kendilerine olduğunu alaycı bir dille anlattı.

Musikinin tabiatın bünyesinden türediğini, hayatın akışına göre renkleneceğini, Fakihlerin bu meseledeki sert tutumunun olduğunu hatta kendisinin semahı çok sevdiğini ve Mevlâna ile ilgili sempozyumlar da tebliğ sunduğunu belirtti.

İsrail ile ilgili düşüncesinin ise, o havalinin onların kadim yurdu olduğunu Müslümanların sonradan gittiğini oraya, Ahmedi Nejat’ın görüşlerini ise bağnazlık olarak gördü. Bu meyanda meselenin molla ve sivil problemi olmadığını, anlayış problemi olduğunu çünkü Hatemi’nin molla ama Ahmedi Nejat’ın sivil olduğunu misal verdi.

Solcu Molla hiçbir meselede Amerika, İsrail, Siyonizm ve Avrupa türü laflar etmedi gelinen noktanın tamamen mollaların devlet olma tecrübesizliklerinden ve anlayışlarından kaynaklandığınısöyledi. Konuşmamız boyunca Şah ile ilgili tek kelam bile geçmedi. Halbuki sağcı mollalara göre içerideki halktaki molla düşmanlığının eski Şah taraftarları fitnesi idi. Halkın mollalar hakkındaki olumsuz kanaati, bu tür mollaların görüşlerini de etkiledi. Şunu söyleyebilirim ki, bu mollanın görüşlerine benden çok İranlı arkadaşım şaşırdı. Solcuların farklı olduğunu ama bu kadar olduğunu düşünmemişti. Onlara göre bütün kötülükler mollalara ait, hatta diğer İranlı arkadaşlar mollalarla görüşmemi öğrenince, ne işin var onlarla, onlar hiç düz konuşmaz türünden hatta çok daha ağır ithamda bulundular.

Solcu mollaya göre, Sünnilik daha erken ekolleşmiş ve Kuran’ı anlama da Şia’dan daha iyi olduğunu, lakin fıkıh meselesinde, içtihat merci makamından dolayı Şia da fetvaların daha yeni olduğunu; örnek olarak da miras paylaşımında eski fetvanın, erkeğe iki kıza bir iken şu an her ikisine de eşit pay hükmü mollalar tarafın dan verildi. Bu tip meselelerde mollaların yeni fetvalar ürettiğini bundan dolayı Sünnilerin daha eski fetvalar ile idare ettiğini söyledi.

Başka bir molla tipide, İranlıların tabiriyle çok solcu (sanırım radikal manasında kullanıyorlar) molla ki bunların rejimle sorunları var. Zencan’da yaşayan bir Ayetullah’tan bahsettiler, rejime muhalif olduğunu, Ayetullah olduğundan ona bir şey yapılamadığını söylediler. Onunla da görüşmek istedim ama arkadaşlar biraz çekindiler gelecek sefere bir yolunu bulup görüşmenin gerçekleşe bileceğini söylediler. Daha başka mollalarla görüştükçe farklı şeyler ile karşılaşacağım kesin.

Halkın mollalara bakışı ise çok kötü, mollaların bu intibahı nasıl düzelteceğini bilemiyorum. Halk onlarla yan yana olmayı zül görüyor. Sadece onları cenaze ve bu tür dini vecibeleri yerine getirmekte kullanıyor. Muhtemelen onları sevenlerde var ama doğrusu ben hiç karşılaşmadım.

Yukarıdaki izahlar benim görüştüğüm insanlardan dinlediğim bilgilerdir, ne kadar genceli temsil eder bilemiyorum. Zira her yeni görüştüğüm molladan farklı şeyler öğreniyorum. Fakat onların çok solcu dediklerinden neler dinleyeceğimi doğrusu bende çok merak ediyorum.

Halkın noktayı nazarını yukarıda izah ettim. Ama köyleri bilmiyorum oradaki manzara görüşlerimi değiştirir mi? Sağcı mollalara göre değiştirir. Arkadaşlarıma göre ise değiştirmez.

03.01.2014, Beylikdüzü- İstanbul

Nazmi Emin

Bu Makaleyi Yazdır

Yazar: Nazmi Emin

Bu Makaleyi Paylaş

Yorumunuzu Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir